البروج
Burûc
Al-Buruj
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْبُرُوجِ
İçinde burçları bulunan göğe and olsun;
Turkish Translation(Diyanet)
وَٱلْيَوْمِ ٱلْمَوْعُودِ
Söz verilen kıyamet gününe and olsun;
Turkish Translation(Diyanet)
وَشَاهِدٍۢ وَمَشْهُودٍۢ
Şahitlik edene ve edilene and olsun ki, insanlar öldükten sonra diriltileceklerdir.
Turkish Translation(Diyanet)
قُتِلَ أَصْحَـٰبُ ٱلْأُخْدُودِ
Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!
Turkish Translation(Diyanet)
ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلْوَقُودِ
Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!
Turkish Translation(Diyanet)
إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌۭ
Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!
Turkish Translation(Diyanet)
وَهُمْ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌۭ
Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!
Turkish Translation(Diyanet)
وَمَا نَقَمُوا۟ مِنْهُمْ إِلَّآ أَن يُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ
Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir.
Turkish Translation(Diyanet)
ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ شَهِيدٌ
Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir.
Turkish Translation(Diyanet)
إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُوا۟ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا۟ فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ ٱلْحَرِيقِ
Ama inanmış erkek ve kadınlara işkence ederek onları dinlerinden çevirmeğe uğraşanlar, eğer tevbe etmezlerse, onlara cehennem azabı vardır. Yakıcı azap da onlaradır.
Turkish Translation(Diyanet)
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُمْ جَنَّـٰتٌۭ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْكَبِيرُ
Şüphesiz inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, içlerinden ırmaklar akan cennetler vardır. Bu, büyük kurtuluştur.
Turkish Translation(Diyanet)
إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ
Doğrusu Rabbinin yakalaması amansızdır.
Turkish Translation(Diyanet)
إِنَّهُۥ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ
Önce yaratıp sonra bunu tekrar eden O'dur.
Turkish Translation(Diyanet)
وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلْوَدُودُ
Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur.
Turkish Translation(Diyanet)
ذُو ٱلْعَرْشِ ٱلْمَجِيدُ
Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur.
Turkish Translation(Diyanet)
فَعَّالٌۭ لِّمَا يُرِيدُ
Her dilediğini mutlaka yapandır.
Turkish Translation(Diyanet)
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْجُنُودِ
Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi?
Turkish Translation(Diyanet)
فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ
Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi?
Turkish Translation(Diyanet)
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى تَكْذِيبٍۢ
Doğrusu inkar edenler, hep yalanlayagelmişlerdir.
Turkish Translation(Diyanet)
وَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطٌۢ
Oysa Allah onları ardlarından çevirmiştir.
Turkish Translation(Diyanet)
بَلْ هُوَ قُرْءَانٌۭ مَّجِيدٌۭ
Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır.
Turkish Translation(Diyanet)
فِى لَوْحٍۢ مَّحْفُوظٍۭ
Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır.
Turkish Translation(Diyanet)
