النازعات
Naziât
An-Nazi'at
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلنَّـٰزِعَـٰتِ غَرْقًۭا
Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun,
Turkish Translation(Diyanet)
وَٱلنَّـٰشِطَـٰتِ نَشْطًۭا
Canları kolaylıkla alanlara and olsun,
Turkish Translation(Diyanet)
وَٱلسَّـٰبِحَـٰتِ سَبْحًۭا
Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun,
Turkish Translation(Diyanet)
فَٱلسَّـٰبِقَـٰتِ سَبْقًۭا
Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun
Turkish Translation(Diyanet)
فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًۭا
Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun
Turkish Translation(Diyanet)
يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ
O gün bir sarsıntı sarsar.
Turkish Translation(Diyanet)
تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ
Peşinden bir diğeri gelir.
Turkish Translation(Diyanet)
قُلُوبٌۭ يَوْمَئِذٍۢ وَاجِفَةٌ
O gün kalbler titrer.
Turkish Translation(Diyanet)
أَبْصَـٰرُهَا خَـٰشِعَةٌۭ
İnsanların gözleri yere döner.
Turkish Translation(Diyanet)
يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ
Derler ki: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz?"
Turkish Translation(Diyanet)
أَءِذَا كُنَّا عِظَـٰمًۭا نَّخِرَةًۭ
"Ufalanmış kemik olduğumuz zaman mı?"
Turkish Translation(Diyanet)
قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًۭا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌۭ
Derler ki: "O takdirde bu zararına bir dönüştür."
Turkish Translation(Diyanet)
فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ
Doğrusu bir tek çığlık yetecektir.
Turkish Translation(Diyanet)
فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ
Hepsi hemen bir düzlüğe dökülecektir.
Turkish Translation(Diyanet)
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ
Musa'nın başından geçen olay sana geldi mi?
Turkish Translation(Diyanet)
إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى
Tuva'da, kutsal bir vadide, Rabbi ona şöyle hitap etmişti:
Turkish Translation(Diyanet)
ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ
"Firavun'a git; doğrusu o azmıştır."
Turkish Translation(Diyanet)
فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ
"Ona de ki: Arınmağa niyetin var mı?"
Turkish Translation(Diyanet)
وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ
"Rabbine giden yolu göstereyim ki O'na saygı duyup korkasın."
Turkish Translation(Diyanet)
فَأَرَىٰهُ ٱلْـَٔايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ
Bunun üzerine ona en büyük mucizeyi gösterdi.
Turkish Translation(Diyanet)
فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ
Ama Firavun yalanladı ve baş kaldırdı.
Turkish Translation(Diyanet)
ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ
Geri dönüp yürüdü.
Turkish Translation(Diyanet)
فَحَشَرَ فَنَادَىٰ
Adamlarını toplayıp seslendi:
Turkish Translation(Diyanet)
فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ
"Sizin en yüce rabbiniz benim" dedi.
Turkish Translation(Diyanet)
فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ
Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı.
Turkish Translation(Diyanet)
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةًۭ لِّمَن يَخْشَىٰٓ
Doğrusu bunda Allah'tan korkan kimseye ders vardır.
Turkish Translation(Diyanet)
ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ ۚ بَنَىٰهَا
Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.
Turkish Translation(Diyanet)
رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا
Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.
Turkish Translation(Diyanet)
وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا
Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır.
Turkish Translation(Diyanet)
وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ
Ardından yeri düzenlemiştir.
Turkish Translation(Diyanet)
أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا
Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir.
Turkish Translation(Diyanet)
وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا
Dağları yerleştirmiştir.
Turkish Translation(Diyanet)
مَتَـٰعًۭا لَّكُمْ وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ
Bunları sizin ve hayvanlarınızın geçinmesi için yapmıştır.
Turkish Translation(Diyanet)
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ
Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.
Turkish Translation(Diyanet)
يَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَـٰنُ مَا سَعَىٰ
Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.
Turkish Translation(Diyanet)
وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ
Cehennem her bakanın göreceği şekilde gösterilir.
Turkish Translation(Diyanet)
فَأَمَّا مَن طَغَىٰ
İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.
Turkish Translation(Diyanet)
وَءَاثَرَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا
İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.
Turkish Translation(Diyanet)
فَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ
İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.
Turkish Translation(Diyanet)
وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفْسَ عَنِ ٱلْهَوَىٰ
Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.
Turkish Translation(Diyanet)
فَإِنَّ ٱلْجَنَّةَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ
Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.
Turkish Translation(Diyanet)
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا
Senden kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar.
Turkish Translation(Diyanet)
فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ
Nerde senden onu anlatması?
Turkish Translation(Diyanet)
إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ
Onun bilgisi Rabbine aittir.
Turkish Translation(Diyanet)
إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا
Sen sadece kıyametten korkanı uyaransın.
Turkish Translation(Diyanet)
كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا
Kıyameti gördükleri gün dünyada ancak bir akşam yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış olduklarını sanırlar.
Turkish Translation(Diyanet)
